konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2016 Cumartesi

Konyadan Akseki Sarıhacılar Köyü'ne Günübirlik Yolculuk

By With Hiç yorum yok:
Antalya deyince çoğu kişinin aklına Akseki gelmez belki ama bence gelmeli. Konya Seydişehirle sınır olan Akseki aslında oldukça eski bir ilçe ve Tüccar çıkarmasıyla ünlü olduğunu söylüyorlar. Fakat ticaret yapış şekillerinin ve ticaret yollarının değişmesiyle buranın önemi de azalmış.

Biz gezimize Konya'da Hasan Şendağlı'da yağ somunu ile kahvaltı yaparak başladık. Vedat Milör'ün de gittiği bu salaş ötesi yerde yağ somunu yemeden ölmeyin derim:)

Burdan sonra istikamet Akseki olsa da yol üstünde Tınaztepe mağarasında mola verdik, burası de iki mağaradan oluşan oldukça güzel bir yer. Kahvaltı için de gidebilirsiniz. Bir gün mağaradaki gölde  bot turu yapılacağını hayal ediyorum. Bakalım o günleri görecek miyim!

Tınaztepeden Aksekinin bir köyü olan 800 yıllık Sarıhacılar Köyüne gidiyoruz. Vaktizamanında 100ün üzerinde haneye ulaşan ve ipekyolunun geçtği bu köyde şimdi 6 hane kalsa da restorasyonla bir otel yapılmış ve muazzam taş evler var. İmamın oğlu küçük Halilin rehberliğinde 600 yıllık camiyi ve Fama Teyzenin evini gezdik. İlk defa bir Caminin minaresine çıktık bu arada. Fotoğraf da minareden :)

Fatma Teyze aslında 28 yaşındaymış, Halil için teyze tabi:) İmam ve ailesi hem eve hem köye bakıyor, gelen turistlere de evi gösteriyorlar. Fatm Teyze sadece azın izmirden bir süreliğine geliyormuş.

Ve ipek yolu, develerin gittiği, köyde tanıştığımız amcanın çocukluğunda atla aksekiye okumaya gittiği 4 kilometrelik muhteşem yol. Trekking için mükemmlel bir rota, Aslında rota daha uzun ama biz ancak 3 kilometre gidip döndük. Hem el değmemiş hem bozulmamış mükemmel bir kervan yolu.
bu fotoğraf http://buyukerdem.blogcu.com/su-degirmeni-antalya-murtici/6147371 den
Sarıhacılardan sonraki durak ise Murtiçi beldesndeki Su değirmeni, vakti zamanında yörüklerin göçerken kullandıkları değirmen şimdi yalnızca restoranın elektriğini üretiyor ama buraya da ayrı bir gün bile ayrılabilir.13 kilometrelik bir yürüyüş parkuru da burada varmış ama biz sadece lezzetli bir alabalık yiyerek kuş sesleriyle günümüzü bitirdik.  Rota yine güzel gün yine kısa. Ne kadar erken çıkarsanız o kadar keyif alırısınız :)

2 Nisan 2015 Perşembe

Hafta Sonu Konya Gezisi: Gün 2

By With Hiç yorum yok:
İkinci gün plan öncelikle Tınaztepe Mağarası. Seydişehir yolu üzerindeki Tınaztepe Mağarası için ok işaretini gördükten sonra çok kısa bir mesafe gitmeniz yeterli. Hemen girişinde Mağara Restaurant'ta yaptığımız kahvaltı oldukça doyurucu ve lezzetliydi, Mağaraya girmeyecek olan bile o güzergahta kahvaltı yapacaksa gidebilir.

Tınaztepe Mağarası 1580 metre uzunluğuyla Türkiye'nin turizme açık en uzun mağarasıymış, Avrupa'da ise 3. imiş. İki mağara var ama ikincisi kış sonrası riskten dolayı kapalıydı. Biz birincisine girdik. Sıcaklık minimum 17-18 derece olduğu için üşümedik

Yürümesi oldukça keyifli, sarkıtların, kayaların oluşturduğu güzel görüntülerin ve mağaranın ortasındaki dinlenme sandalyelerinin güzelliği ile akılda kaldı Tınaztepe. 

. Zaman zaman su yükseliyormuş ve ilk bulanlar teknelerle keşfetmişler mağarayı, Sonuna kadar gidilebilse 22 kilometreyi buluyormuş. İşletmeciye de önerdiğim gibi bir gün yeraltı mağarasında uygun dönemlerde tekne gezisi yapılabilirse on numara beş yıldız olur. 

Mağaranın hemen dibindeki dere ve onun oluşturduğu ufak çağlayan da ayrı bir güzellik katmış ortama.


Bulduğun dereden su içeceksin.


Tınaztepeden istikamet Beyşehir. Önce Beyşehirde vakti zamanında kurulan Eşrefoğlu Beyliğinin adı üstünde Eşrefoğlu Camii'ne geldik. Etrafında Medrese, Hamam vs de var ve UNESCO listesinde bir cami.

Afyon'daki Ulu Cami'yle birlikte Türkiye'deki ahşap sütunlu son iki camiden biriymiş ve ahşap işçiliği, süslemeler , ahşap dokusu ile gerçekten muazzam. Ulu Camiler gerçekten ulular, bir kez daha teyit ettim.



Eşrefoğlu Camii'nden sonra Beyşehir Gölü kenarında biraz yürüyüş yaptık. Göl kenarı gayet güzel zaman geçirecek şekilde düzenlenmiş bir kordon havasında. Alın çekirdeğinizi, yere atmamak suretiyle çitleyin, martıları seyredin, muhabbet edin!




Beyşehirin finalini Efsane Balık'ta levrek ile yaptık. Çarşıdaki bu balıkçı iki katlı, salaş ve sahibinin size Sazan büyük gelir levrek verecem netliğiyle gayet güzeldi. Balık da elbette bu güzellik de pay sahib. Konya'dan özellikle gelinmese de Beyşehir'den yolunuz geçerse bu balıkçı da yiyebilirsiniz.


Ve hem gün finali, hem gezi finali Akyokuş'tan Konya'ya tepeden bakış, uçağın rötar yapacağını bilseydik çay kahve de bu manzarada çok iyi giderdi ama o da bir başka geziye artık.

HaftaSonu Konya Gezisi -Gün 1

By With Hiç yorum yok:
 


Konya biletini aylar önce Çumra'daki Lale bahçelerini görebilmek umuduyla pegasustan 65 liraya aldım ama geçen yıl geç kaldığım gezi için bu yıl erken oldu. Laleler henüz açmadığı için Konyanın çevresindeki yerleri gezdim.



Çok da aç olmadığımız için Zeze diye bir yerde çorba içtik. Konya'da bilinen sevilen çorbacılardanmış burası. Uçak zaten akşam 10 civarında indiği için ilk günü burada kapatıyoruz.
Sabah ilk hedef kahvaltı için Eski Pazarın ordaki Şendağlı Pidecisinde Konya Yağlısı yemek. Vedat Milör de gitmiş buraya. Yağlıda sadece küflü peynir olmasın diye hemen yanındaki dükkandan pastırma aldık öncelikle, Dilerseniz tüm malzemeyi kendiiz getirin dilerseniz orda pişirtin, ama tereyağ peynir haricindeki ek malzemeleri her türlü kendiniz götürmeniz gerekiyor.


Dükkan gerçekten baya küçük:)


Yağlı, gerçekten yağlı ve güzel.



Yağlı Fırını, üst katta ufak tabureler var iki-üç masa maksimum 10-12 kapasite

Eski Garajın orda güzel bir çay salonu :)

Kahvaltıdan sonra istikamet Çatalhöyük. Çumranın içinden geçerek gidiyoruz Çatalhöyük'e. Bilinen en eski yerleşim yeri imiş. Bitişik evlerden oluşan evlere çatıdan girilen sokaksız bir mahalle sanki. Kazılar halen devam ediyor. Şimdilik Üzeri kapatılmış İki Höyük var ziyarete açık.

Çatalhöyük'e giriş ücretsiz.Normalde bekçi ile geziliyor ama hava soğuk olduğundan bekçi bizi özgür bıraktı. Hemen girişte bir model ev var, bu olmasa arkeolog olmadığımızdan kalıntılardan pek bir şey anlaşılmıyor aslında.

Model evin arkasındaki müzemsi bilgilendirici yer de güzel bir şekilde hazırlanmış ve temel bilgileri veriyor. Çatalhöyükte ölüleri evin içine gömüyorlarmış ve bazı evlerde 60a kadar mezar tespit edilmiş. Ürkütücü ve şaşırtıcı. Bir başkam ilginç bilgi de evlerin eskileri yıkıldıkça üzerine yenisi yapılarak yenilenmesi ve o yüzden birinci höyükte zeminle 21 metre fark ortaya çıkmış olması.




Höyük'e doğru!

Rehber olmadan gezdiğimiz için ancak kalıntılara bakıyoruz ama yine de özellikle Çumra civarından geçerken uğranabilecek bir saat ayrılabilecek bir alan Çatalhöyük. Kapalı alan olsa da yazın biraz daha güzel olabilir yağmur-kar olmadığı zamanlarda.

Çatalhöyükten çıkıp Çumra'da Paşa Kebap'ta yemek molası verdikten sonra Kilistra'ya doğru gidiyoruz. Kilistra, peri bacalarının olduğu kaya kovukları, küçük mağaralarının olduğu Hatunsaray Beldesi'nde bir doğal güzellik, giderken Kral Yolu denilen Lystraya paralel olarak gidiyoruz. Resmiadı Gökyurt Köyü.




Daha teknik bilgileri http://www.kilistra.org/ adresinden alabilirsiniz:)

Kilistra için yalnızca yol kenarıdaki kayalara bakmamak lazım, köyün içine de girmek lazım, daha fazla doğal pencereli kayalar, oyuklar, yürüyüş yapılabilecek yerler var içeri girildiğinde. Köyün köpekleri belki risk olabilir ama kalabalık gidilrse onlar da bir şey yapmazlar :) 
Köydeki evler de taştan yapılarıya sadece izlemesi bile keyifli bir seyre sahip. Özellikle yazın mangalı alıp hem mangal yakmak hem yürüyüş yapmak hem peribacaları kaya ıyuklarını görmek için Kilistra çok güzel bir tercih olur bence.

 
Kilistra'dan dönüşte 80 binde devri alem isimli dev parka uğrayalım dedik ama 5 ten itibaren içeri almadıklarını 6 da da kapandığını gördük. Panoya göre İstanbul'dakiminyatürk gibi bir çok tarihi eser replikasının yanı sıra dışardan rahatlıkla görülebilecek çocuklara hoş zaman geçirtecek dev dinazorlar, gemiler vs de burada.

Ve akşam yemeği vakti geldiğinde tabii ki etliekmek, tabiiki Havzan!


3 Mayıs 2014 Cumartesi

Git Gel Konya 6 Saat

By With Hiç yorum yok:
23 Nisan hafta ortasına gelip 2 günü bağlayınca Ankara'ya, tatil uzun olunca da cumartesi Konya'ya geçme planı yaptım. Konya için iki hedefim vardı: 1. Etliekmek 2. Daha önce gitmeyi tasarlayıp gidemediğim Göksu Şelalesine gitmek. Plan uzun zaman önce yapılınca planlar da değişiyor tabi. Bir ara tirit yemeyi ekledim listeye ama onun için vakit yetmedi. Sonra Hürriyet'te lale bahçeleriyle ilgili haberi görünce oraya gitsek dedim Nisanın ikinci haftasında laleler biter dediler bir haftayla kaçırdık. Yol üzeri diye Çatalhöyük'e gidecektik ondan da vazgeçtik! Bu yapılmayanların hepsi tabii ki seneye Nisanın ikinci haftasına takvimlerde yerini aldı! Şimdi yapmadıklarımızı bırakıp yaptıklarımızı anlatayım.


Konya'ya Yüksek Hızlı Tren'le gittik, arkadaş son bir saat içinde gelmeye karar verince son dakikada Business Bilet aldık ona. Normal Bilet 24,25 e aldım intrernetten, arkadaş Business bileti 35 TL'ye aldı. Gerçek anlamıyla son dakika bileti olduğu için dönüşü ayrıca business almayınca arkadaş gidiş business dönüş normal 60 TL'ye geldi. Velhasılı saatleriniz belliyse YHT'de gidiş dönüş alın karlı çıkın.
Yıllar önce gitgel konya 6 saatti ama bu YHT hem 2 saat hem çok daha konforlu. Reklamdaki gibi üniversiteye değilse de etliekmek yemeye bile günübirlik gidilir!

 
Business'taki arkadaşa "hayat çok mu güzel lan?" diye sorarken yanının boş olduğunnu öğrendim ve görevli de problem çıkarmayınca businessın tüm lüksünü doyasıya yaşadım. Toplam yolculuk 1 saat 48 dakika sürdü.

İner inmez arkadaşla birer drink alalım diyerek büfeden aldığımız ceysularımızı yudumladık ve ev sahibimiz gelince de dosdoğru Havzan Etliekmek'e gittik. Sanırım kişibaşı 2şer tane yedik ama ben biraz daha fazla yemiş olabilirim. Allah affetsin.


Etliekmekten sonra hem istanbul hem tarihi hem tophane hem çınaraltı hem nargileciye gittik ve sanırım gece 1e kadar durduk. müşteri kaçta kalkarsa o zaman kalkmaları müşteriler için iyi çalışanlar için kötü bir durum sanırım. bir anda karamandan, italyadan, ankaradan, istanbuldan ve tabiiki konyadan gelenlerle liseden 8 kişinin mezuniyetten 13 yıl sonra hiçbir şey değişmemiş gibi buluşması da ayrı bir güzel oldu tabi. Geceyi burada sonlandırdık.
 Sabah kahvaltıda ne yapacağımızı tam bilmiyordum ama pilav yemeyi de ummuyordum. Konya'nın düğün pilavında orada okurken fark etmesem de yoldan geçerken bile herhangi bir düğüne girip pilavı yiyebilirsin. Haftasonu kaşıklarıyla dolaşanlardan şehirlerarası otobüsün mola olarak düğün evinde durduğunu duymuşluğum vardı. İlk defa tanımadığım bir yere düğün pilavına gittim: Arkadaşın dükkan komşusunun kızının düğün pilavı! Üstelik 6 kişi birden gittik. 
Düğün yemeği oldukça lezzetli ama mangal yakacağız diye az yediğimizi iddia etse de arkadaşlar önce yoğurt çorbası sonra pilav sonra pilav sonra irmik sonra bamya çorbası sonra pilav sonra zerde ile baya baya yedik. Kesinlikle tavsiye ederim! Ortadan yemekle ilgili bir probleminiz varsa masayı tamamen tanıdıklardan oluşturarak bunu aşabilirsiniz.


Pilavdan sonra arkadaşın memleketi Güneysınıra doğru yola koyulduk, Göksu Şelalesi de sanırım 15-20 kilometre Güneysınır'a. Şelale yolu üzerinde birkaç kilometrede bir kondurulan mescitler ilginç geldi. İlk defa gördüm, yapanları takdir ettim.


 Ve Göksu Şelalesi! Beklentimin çok ötesinde!
 Piknik için çocuklu aileler daha geride orman içini tercih ediyorlarmış çünkü şelalenin oluşturduğu akıntı gerçekten kuvvetli ve kayalık alanda yürümek çocuklar için tehlikeli olabiliyormuş. 

 Ama biz biraz keçi gibi tırmanarak şelale manzaralı ve şelaleye en yakın konumda mangalımızı yaktık. Şelalenin hemen dibinde şortunuzla gittiyseniz ya da umursamazsanız boxerınızla suya da girebiliyorsunuz. İlk başta çok soğuk ama vücdunu tamamı bir kere ıslanınca on numara keyifli. Ama akıntıya karşı gerçekten dikkatli olmak gerekiyor.

Deli akan şelale, kartpostallık manzara, şelalenin havuzunda yüzme, mükemmel etler, ekmek almayı unuttuğumuz için dersane pikniğinden 3 tanesini 10 liraya almamız ve tavşan kanı çay ile güzel bir pikniğin sonunda uçak için tam zamanınad yetişecek şekilde şelaleden ayrılıyor ve önümüzdeki senenin nisanı için yeniden gelme planıyla istanbula kürkçü dükkanına döndük.

Değdi mi?

Kesinlikle evet!




Popüler